Home » , » Serdar Komutan ve Leyla Ropörtajı - Sefkat Tepe

Serdar Komutan ve Leyla Ropörtajı - Sefkat Tepe

Written By Yönetim on 24 Ekim 2011 Pazartesi | 04:37


Şefkat Tepe dizisinin Serdar komutanı Mert Kılıç, yeşil sahalarda top koştururken, oyunculuğa başlamış. Hayatı boyunca hep iki işi bir arada yaptığını söyleyen Kılıç, şimdi oyunculuğun yanında düğün organizasyonu yapıyor. Leyla'yı canlandıran Aslıhan Güner ise, çekimler biter bitmez hastaneye, babasının yanına gidiyor.STV'nin reyting rekorları kıran dizisi Şefkat Tepe, Konya'nın köylerinde çekiliyor. Hikâye gereği her bölümünde nefes kesen aksiyon sahneleri olan dizinin ekibi; kar kış, dağ tepe demeden çalışıyor. Geçen hafta çekimlerini izlemeye Konya'ya gittik. Sete adımımızı atar atmaz silahlar patladı. Dizinin kötü adamı Baran'la Serdar Komutan birbirinin boğazını sıkıyordu. Dövüş sahnesi o kadar gerçekçiydi ki izlerken bile gerildik. Nitekim Serdar Komutan karakterini canlandıran Mert Kılıç, baygınlık geçirdi. Bütün set ekibi ve oyuncular Kılıç için seferber oldu. Neyse ki kısa bir süre dinlendikten sonra çekimlere devam etti. Silahlar, dövüş ve bayılma derken sette gergin bir ortam var sanmayın.




Şefkat Tepe dizi setinde yönetmenin her stop deyişinden sonra kahkahalar kopuyor. Teneffüse çıkan lise talebeleri gibiler. Espriler havada uçuşuyor. Öyle ki omuzunda binlerce dolarlık kamerayı taşıyan kameraman bile gülebilmek için kamerayı yere bırakıyor. Dizinin iki ezeli düşmanını canlandıran oyuncular kamera arkasında can ciğer kuzu sarması. Çekimleri yalnızca biz izlemiyoruz, dizinin fanatikleri de orada. Ellerinde fotoğraf makineleri merakla çekimi izliyor. Ekip böyle izlenmeye alışmış. İşlerine bakıyor.



Dizinin başrol oyuncularından Aslıhan Güner, Türkiye'nin aksiyonu en bol dizisini çektiklerini söylüyor.



Dizide sürekli silahlar, bombalar patlıyor. Birileri birileriyle dövüşüyor. Oyuncu olmayı hayal ederken böyle şeyleri düşündünüz mü hiç?



Hep köylü bir kızı oynamayı isterdim. Ama oyunculuk hayallerimde böyle şeyler yoktu. Zaten Türkiye'de bu kadar aksiyon dolu bir iş olacağını kimse düşünmemiştir bence. Senaryoyu okuduğumda çok etkilendim ama teklifi kabul ettikten sonra tekrar okuyunca ağladım. Etrafımda sürekli bombalar patlayacak, endişelendim. Sonra beni yumuşattılar. Bunun teknikleri var size zarar vermez dediler. Henüz üstümde fünye filan patlamadı. Yine de korkuyorum. Aslında silaha alışkınım. Köyde büyüdüm sayılır. Liseye kadar her sene 3 ay Sivas'taki köyümüze giderdik. Orda her evde silah olur. Ben salon dizilerinde de oynadım. İddia ediyorum, hiçbir dizide şartlar bizimki kadar zor değil. Bugün benim diyen bu şartlara dayanamaz.



Siz bu şartlara nasıl ve neden dayanıyorsunuz?



Çünkü çok iyi bir ekibiz. Siz de gördünüz, çok eğelenerek çekiyoruz. Dizinin birbirinden nefret eden karakterleri set arkasında ne kadar samimi gördünüz. Bizi o elektrik etkiliyor. Dizinin çok izlenmesini de ben buna bağlıyorum. Kamera arkasındaki elektrik iyi olduğu zaman ekrana da yansıyor.



Oyuncular hep 'Çok iyi bir ekibiz.' der.



Bazıları numara yapıyor, söyleyeyim! Daha önce çalıştığım işlerde gördüm, birbirlerini sevmediklerini biliyorum. Ama öyle göstermiyorlar. Aaa diyorum, yalan söylüyor. İnanın zaten ekrana samimi olmadıkları yansıyor. Hep bir mesafe, duvar var. Bizde öyle bir şey yok.



Konya'ya sadece çekimler için mi geliyorsunuz?



Geçen seneden beri haftada en fazla iki gün İstanbul'da kalabiliyorum. Babam rahatsızlandığından beri durum benim için daha da zorlaştı. Buradan İstanbul'a hastaneye babamın yanına gidiyorum.



Geçmiş olsun, babanızın rahatsızlığı nedir?



Üç hafta önce lenfoma kanser teşhisi konuldu. İyi olacak inşallah. Bu geliş gidişler benim için daha da zor. Biraz önce Mert bayıldı, çok korktum. Aslında ben kendimden korkuyorumdur. Bu yoğun tempodan dolayı.



Reytingleriniz böyle giderse dizi uzun süreceğe benziyor. Gücünüz yeter mi bu tempoya?



Bu iletişim devam ettiği sürece yeter. Her seferinde yenilenip geliyoruz. Evet biraz şartlar zor. Ama hafif hafif iyileştiriliyor. Yalnızca biraz daha çok dinlenebilsek bomba gibi geliriz. Zaten bu kadar hareketli olmak oyucuya güç de katar. Oyunculukta tatmin oluyorsunuz. Oyuncunun içinde acayip bir enerji var ve salon dizilerinde bu enerjiyi tüketemezsiniz. Burada adam dövüyorum ya. Kızları sırtımda taşıyorum. Daha bir dolu aksiyon. Bu aslında her oyuncuya nasip olmayacak bir performans gerektiriyor. Şanslıyım aslında.



Adam dövebilmek için eğitim aldınız mı?



Amcam karate hocası ve çocukluğumda görüyordum. Ondan şanslıyım. Güçlüyümdür de. Mert ve Ufuk zaten dövüşmeyi iyi biliyor. Mert çok hevesli. Acayip teknikleri var.



***





Serdar komutan babama benziyor

Mert Kılıç: Serdar Komutan beni çok etkileyen bir karakter. Hikâyeyi ilk okuduğumda dedim ki hakikaten orduda böyle adamlar olursa biz bu işin içinden çıkarız. Babacan bir asker. Babam da asker emeklisi. Sevilen bir askerdi. Serdar Komutan'ın bir tarafı babama benziyor. Ama o havacıydı. Güneydoğudaki askerler gibi değildir havacılar. Arazi şartları zorladığı için karakteriniz de ona göre şekilleniyor. Karşısında kendini insanlıktan soyutlamış insanlık dışı her şeyi yapan bir grup var.


Aslıhan Güner: Şefkat Tepe yanlış bilinenleri düzeltmeye çalışan bir dizi. Ben bir Kürt kızını oynuyorum. Serdar Komutan da bir Kürt. Baran da Kürt. Ama o terörist. Bazı izleyiciler bunu anlamıyor. O yüzden izleyicilerden diziyi dikkatli izlemelerini istiyorum. Lütfen Leyla'nın gözleri ne kadar güzel, komutan ne kadar yakışıklı diye izlemesinler. Sosyal medyada okuyorum Leyla'nın gözü güzel, Serdar babayiğit diye yazıyorlar ama aslında bizim vermek istediğimiz o değil. Biz Kürt Türk ayırımı yapılmamasını anlatmaya çalışıyoruz.




***





Oyuncu olmak için futbol oynadım

Eski futbolcu ve manken Mert Kılıç, sadece oyunculuk yapmıyor. Düğün organizasyonları yapan bir şirketi var (MRT Organizasyon). Çekimi olmadığı zamanlarını ofisinde geçiriyor.



Oyunculuktan önce profesyonel futbolcuymuşsunuz. İkisinin ortak yönü de binlerce insanın aynı anda sizi izlemesi. Oyunculuğa geçişinizin sebebi bu muydu?



Çocukluğumda hep sıradan biri olmamalıyım derdim. İnsanlar tarafından sevilen, saygı duyulan biri olmayı isterdim. Onun için de futbolcu ve oyuncu olmak istedim. Futbolla oyunculuk arasındaki bağ da izlenmek ve ilgi görmektir.



Futboldan ekrana geçiş nasıl oldu?



Amasya'da futbol oynarken arkadaşlarım neden modellik düşünmüyorsunderdi. Tipime de güveniyordum. Hatta teknik direktörüm "Mert iyi bir futbolcusun ama bir de oyunculuk düşünebilirsin, artist gibi adamsın." derdi. O zamanlar gencim. Ben de neden olmasın dedim. İstanbul'daki takımlarda oynarsam geçiş yaparım diye düşündüm. Bir yandan geçimimi sağlamak için amatör bir takımda futbol oynuyordum bir yandan da modellik yapıyordum. Bir yarışmada dereceye girdim. Türkiye'yi Avrupa'da temsil edecektim. O dönemde aynı zamanda bir diziden teklif aldım. Asıl amacım oyunculuk olduğu için yarışmaya gitmedim. Dizide oynadım.



Avrupaya gitmediniz ama Amerika'ya gittiniz...



Yapmak istediğim meslek buydu. Dolayısıyla futbolu bıraktım. Bu mesleği yapmak için istemek, görsellik ve yetenek lazım. Bunların hepsi bende var ama bir de eğitimini almam gerekir diye düşündüm. Bu iş en iyi Amerika'da yapılıyor. İngilizcemi de ilerletmek için mesleğimin zirvesindeyken Amerika'ya gittim. Döndükten sonra Şefkat Tepe'de oynamaya başladım.



Mankenliğe devam ediyor musunuz?



Modelliği oyunculuğa geçiş yapmak için kısa bir süre yaptım. İstediğimi başarınca devam etmedim. Şimdi oyunculuk dışında düğün organizasyonları yapıyorum. Çekimlerden arta kalan vaktimi ofisimde nikah ve düğün organizasyonu yapmakla geçiriyorum.



İnsanlar sizi görünce şaşırıyorlar mı?



Önce 'sizi nereden tanıyorum' oluyorlar. Hatırlayınca daha çok güveniyorlar. Oyunculuğun böyle bir faydası var. İnsanlar size güveniyor.



Amerikalı komutan gelecek diye bir ay prova yaptırdılar



Acemi birliğimi Ankara Etimesgut'ta yaptım. Tank şoförüydüm. Amerikan Kara Kuvvetleri komutanı ziyarete gelecekmiş, tümen komutanı ve bir erle yemek yiyecekmiş. Er olarak beni seçtiler. Bir ay prova yaptık. Yaşımız da genç, çok heyecanlandım. Normalde üstteğmen, yüzbaşı görünce heyecanlanıyoruz, dünyanın en büyük ordularından birinin komutanıyla baş başa yemek yiyeceğiz... Türk ordusunu temsilen orada olacağım... Bir taraftan acaba hata yapabilir miyim diye telaşlandım.


Zaman

0 yorum: